15 Ekim 2016 Cumartesi

Gökçeada - İmroz

 Gökçeada.. Bir diğer adı ile İmroz; Türkiye'nin en büyük adası, güneşin en son battığı yer.. Bu sebeplerden midir bilinmez, - ki gün batımının şahane olabileceği bile yeter - yola koyulduk ve Gökçeada'ya vardık. Arabasız gitmek biraz zor, gidilse bile ada öyle büyük ki vasıtasız gezmek epey güç. Vapurdan indiğimiz yer Kuzulimanı.. 

Adaya indikten sonra  ufak bir liman turu :) 


İlk izlenim olarak, güzel tatlı mekanların olduğunu görüyoruz, fakat artık akşamüstü oldu ve kaçırmadan  gün batımını izlemek için güzel bir restaurant bulmamız gerek ve tabi bir de otel :) İnternetten araştırmalarımızın sonucunda en güzel Kaleköy'den izlendiğini öğrendik ve yolunu tuttuk.. Kaleköy de güzel restaurantlar ve oteller var..Pansiyonlar da oldukça temiz.. Sanırım buranın en ama en güzel restaurantı Posedion Resaturan'tır :) 








Bayram olması, haftasonu olması, ve bizim mekan bakmaya akşamüstü başlamamız sebebi ile burasının tüm rezervasyonları malesef dolmuştu, bol bol fotoğraf çekilip yeni mekanlar keşfetmeye gittik.. Buranın özellikle mottolarına bayıldımm :)

Derken kendimize tam da buranın yanında ufak bir otel bulduk, zaten bir gece konaklayacağımız için aslında otel çok çok önemli değil bizim için, temiz olması bile kafi :)




Görmüş olduğunuz bu ufak odamıza yerleştikten sonra; yemek için yine buraya yakın bulduğumuz restaurantımıza geçmesek mi artık :) 

Bu arada önemli bir detaya değinmek istiyorum; lüks arayışlar, jilet gibi yollar derseniz Gökçeada pek sizlere göre değil :) bakir kalmış, köy hayatı devam eden bir ada burası.. 

Otel ve restaurant araştırırken Kaleköy de birde kale olduğunu öğrenmiştik. halbuki adını aldığı da çok bariz değil mi:):) önce  gidelim ve onu görelim. biraz taş toprak yukarı doğru tırmandıktan sonra kaleye ulaştık..





Şurda ufak bir kaya parçası gibi bişey var :) hemen gidip tırmanalımm :)










Görmüş olduğunuz gibi manzara ef-sa-ne :) gerçekten güneş etkileyici batıyor burada.. izlemesi çook keyifliydi..

Ertesi gün uzun bir gün; adanın kalan kısımlarını gezmek için sadece bir günümüz var ve ada çoook büyük! :) 

erken kalkan yol alır ne de olsa, tatilde uyumak yok :) istikamet görülmesi gerekenler listesinin üstünü bir bir çizmeye.. ilk durak Bademli köyü..

Genel olarak adanın her yerinde tarihi kokuyu alıyorsunuz, rum köyleri arnavut kaldırımı yollar renkli pencereler kapılar.. 






Bademli köyüne dair bahsetmek isteğim önemli bir nokta var. gezimiz sırasında yolda ''Gökhan'ın Bal Çiftliği''  şeklinde bir tabela gördük, bir gidip bakmalı :) tabeladan hemen sonra varmıyorsunuz çiftliğe, yolda birkaç tabela daha var yönlendiren ve en tatlısı da aşağıdaki :)


çünkü yaklaştıkça durmayan bir havlama sesi mevcut:)  çok tatlı bir tabela olmamış mı, biz bayıldık :)

Derken varıyoruz çiftliğe. Burası  aslında Gökhan bey ve ailesinin evi. aynı zamanda iş yerleri de:)  küçük kızları için mini bir park bile kurmuşlar.  Gökhan bey bal üretiyor. tüm belgeleri mevcut, satışlarını da orada yapıyorlar fakat istendiği zaman kargo yapıyorlarmış. eşi de şallar saç bantları dikiyor,  Gökhan bey orada balları tattırıyor, gerçek balın nasıl olması ve tüketilmesi gerektiği ile ilgili faydalı bilgiler veriyor. küçük gruplar oluşunca bizlerin de ilgisini görünce, ufak bir tur yaptı bize  :) işin teknik kısmı aslında oldukça yorucuymuş bunu gördük.. tabiki kendisinden bal, eşindense şal ve saç bandı almayı ihmal etmedim :)

sanırım kendi web siteleri yok fakat şöyle bir sayfa buldum;











Gökhan Beye ve tatlı aillesine veda ettikten sonra yola devam.. :)

Sonraki durak Dereköy..  terkedilmiş bir rum köyü ve ciddi anlamda yaşayan çok çok az  insan var, bir rivayete göre bir de delisi varmış fakat kendisine denk gelmedik :)  Dereköy'de özellikle çamaşırhaneleri görmemiz gerektiğini öğrendik.. 







Gerçekten de ürkütücü, tüm evler yıkık,kapıları camları sökülmüş harabeye dönmüş, birkaç hane yaşıyor.. 

O yüzden pek te gezilecek başka yer yok Dereköy'de, o zaman ver elini Zeytinliköy :)
Dereköy'den dönüş yolunda, Uğurluköy civarlarında 625 yıllık bir çınar ağacı ve yine güzel bir manzara olduğunu öğrendik, görmeden olmaz :)




 Ve yola devam; Zeytinliköy'e vardık.. burası Kaleköy ve Dereköy e nazaran daha hareketli.. Tabiki  sürekli duyduğumuz Madam'ın dibek kahvesini içeceğiz ilk :)
arabayla bir yere kadar gidiliyor; sonrası yürüyerek.. yollar fena :)






Dededen toruna şeklinde geçen bir kahvecilik var burada; 3 yer yapıyor bu kahveyi.. bu arada Dibek'in bir kahve çeşidi olduğunu zanneden ben; öğrendim ki öğütülme şekliymiş! :) yani; kahve çekirdeğinin dibek denilen taş oyuklarında ezilerek öğütülmesiymiş. 




Evet tadı daha farklı, bazen çekirdek parçacıkları geliyor ağıza..
Satışını da yapıyorlar elbette, hemen bize ve yakınlarımıza aldık hediye olarak..






Kahvemizi içip yola koyulurken; şaraplarının da güzel olduğunu öğrendik..







Tabi İstanbul'a götürmelik şarabımızı da aldıysak yola devam...

Bu arada belirtmek isterim ki; adada yoğun bir kekik kokusu mevcut :) 

yolda durup toplayabilir ve sonra kurutabilirsiniz :)


Ve Zeytinliköy den de sonraki durak?! tuz gölü :)

Gökçeada'da kocaman bir tuz gölü olduğunu biliyor muydunuz?


Burası Kefaloz'da, ve çamur banyosu yapmak ta mümkünmüş. Şifalı olduğu cildi güzelleştirdiği ve böbreklere iyi geldiği de söylenenler arasında..
hemen yanında deniz ve plaj olmasından ötürü bikini ile gezen çok :)

Bir diğer şaşırmamanız gereken konu ise heryerde keçilerin olması :) sahipli mi değil mi kime bağlı bilmiyoruz ama heryerdeler :)






Ve son.. görülmesi gereken yerler köyler, tadılması gerekenler alınması gerekenler.. 1,5 güne sığdırabildiğimizi sığdırdık :)

adaya dair genel birkaç bilgi vermek gerekirse; 

Kredi kartı çoğu yerde geçmiyor, nakit bulundurmak önemli..

çünkü öte yandan çok fazla atm de yok! :)
Merkez denizden epey uzakta - ki bu bir dezavantaj bence-
Merkeze çok yolunuz düşmüyor, köyler uzak, deniz uzak o yüzden nakit parayı ve benzini iyi ayarlamak gerekiyor. bir de Gestaş saatleri, bizim tatilimiz bayrama denk geldi diye midir nedir, inanılmaz bir feribot sırası vardı.. o yüzden feribot saatlerine bakıp ona göre yolu ayarlamak önemli :)

Bizim Gökçeada turumuz böyle hızlı fakat verimli geçti..

Keyifli okumalar :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder